Şimdi Uçuş Zamanı

Münir Arıkan

Uçmak. Kanatlanıp uçmak. Kuş gibi uçmak. Kuş misali. Kuş gibi hafif. Kuş olup uçmak...

Bunlar İnsanlık Tarihi kadar eski uçma arzusunu ifade eden birkaç deyim.

Uçmak en büyük insan arzusu. İnsanlığın ortak tutkusu.

Bilinen en eski uçma öyküsü, Yunan Mitolojisi’nde. Efsaneye göre Kral Minos, baba Daedalus ve oğlunu Girit Adası’na hapseder. Hapis hayatından sıkılan Daedalus'un aklına kaz tüylerinden kanatlar yapıp bunları kullanarak adadan kaçmak gelir. İşte böylece bilinen en eski efsanevi insanlı uçuşu gerçekleştirmiş olurlar.

Kanat takıp, uçabilmeyi en büyük özgürlük bilen insanoğlu, Antik Yunan’dan bu yana, bu tutkusu uğrunda epey bir mücadele verdi.

"Pao Phu Tau" 4. yüzyılda döner kanatlı havataşıtlarının (helikopterlerin) varlığını iddia eden bir Çin kitabıdır.

900’lü yıllarda Mağribi (Kuzey Afrika Fas – Tunus Bölgesi) Armen Firman ve Abbas İbn Firnas ilk uçan planörleri yaptılar.

1010 yılında Londra yakınlarında Molmesbury'li Elmer, muhtemelen Daedalus'un öyküsünden etkilenerek 200 m uçtuğu bir planör yaptı.

Yaptığı Çin gezisinin ardından Marco Polo rüzgarın etkisiyle uçan ve insan taşıyan uçurtmalarla ilgili öyküler getirdi.

15. yüzyılda, Leonardo da Vinci’nin orjinalleri günümüze ulaşan çizimlerinde, uçabilen bir planör ve helikopter tasarımları görüldü. (Leonardo, uçaktan önce paraşütü çizen enteresan bir adamdı).

17. yüzyılda Türk bilimadamı Lagari Hasan Çelebi, içi barut dolu bir füze (roket) ile kendisini havaya fırlattı.

1638 yılında, Hezarfen Ahmet Çelebi, kuşlardan esinlenerek tasarladığı bir çift kanatla Galata Kulesi’nden atlayıp, Boğaziçi üzerinde süzülerek 3 km'lik bir mesafeyi katedip boğazın Asya yakasına, yaralanmadan indi.

İlk insanlı uçuş Jean-François Pilâtre de Rozier ve Francois d'Arlandes, Montgolfier Kardeşler tarafından icat edilmiş bir sıcak hava balonu ile 1783 yılında Paris'te gerçekleşti.

İlk kontrol edilebilen ve yönlendirilebilen uçuş, 1852 yılında Henri Giffard tarafından buhar motoru olan bir hava taşıtı ile yapıldı.

Havadan ağır sürdürülebilir, ilk kontrol edilebilir ve motorlu uçuş, Wright Kardeşler tarafından 17 Aralık 1903'te Kuzey Karolina Kill Devil Hills'te yapıldı.

Bundan sonrası Havacılık Tarihi için inanılması güç bir Uçuş Zamanıdır. Uçuş Devrimidir. Yepyeni bir çığırıdır.

1. ve 2. Dünya Savaşları Havacılığın “İstikbal Göklerdedir” sözüne yürekten inandığı ve tüm kaynaklarını kendi ülkesini uçurabilmek ve havada tutabilmek adına seferber ettiği bir dönemdir. Bu dönemde hem savaş uçakları, hem sivil havacılık çok büyük gelişim göstermiştir. Hatta Dünya Savaşları sonrası ağır bir yenilgi ve 2 Atom Bombası ile sarsılan Japonya, kendi gelişmişliğini, o anda havada uçan vatandaşının sayısına bağlayarak, büyük bir Dünya Turu Seferberliği başlatmıştır. Sürekli dünyayı gezip dolaşan, başka ülkeleri, kültürleri ve medeniyetleri yakından tanıyan Japon vatandaşları, gezip gördükleri yerlerdeki yenilikleri kendi ülkelerine taşıyarak, Büyük Japon Mucizesi’ni başlatmışlardır. Bizim kültürümüzdeki “kuş uçmaz, kervan geçmez” sözü de bunu teyit eder bişr özelliktedir. Uçuş yoksa, gelişme de yoktur.

Ülkemizde de, Kurtuluş Savaşı pilotlarından Vecihi Hürkuş, Selahaddin Resit Alan ve iş adamı Nuri Demirağ tarafından geliştirilen birçok uçak projesi o yıllara denk gelir. 20 Mayıs 1933'te Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı "Hava Yolları Devlet İşletmesi" adıyla kurulup, 21 Mayıs 1955 günü, Türk Hava Yolları adını alan Sivil Havacılık serüvenimizin, şu anda 81.inci yılını kutluyoruz.

THY, kuruluşundaki 5 uçaklık mütevazi filosundan, bugün 260 uçağı ile 108 ülkeye uçarak, dünyanın en fazla ülkesine uçan havayolu şirketi olumuş, bunun yanında 261 ayrı noktaya uçarak dünyanın en önemli 4 Network’unden birisi haline gelmiştir. 45 bin kişilik kadrosu, 11 milyar dolarlık cirosu ve iştirakleri ile 17,5 milyar dolar gelir elde edecek bir büyüklüğe ulaşan THY, 250 uçak siparişi ile 2021 yılına kadar uçak filosunu 450 uçağa , yolcu sayısını da 100 milyon yolcuya çıkaracak bir Milli Gururumuz haline gelmiştir.

Sadece THY değil, 6 uçaklık filosuyla Bora Jet, 22 uçaklık filosuyla Atlas Jet (ki 2020 yılında toplam 10 milyar dolarlık yatırımla 100 uçaklık bir filo hedefliyor), 23 Uçaklık filosuyla Onur Air, 42 uçaklık filosuyla Pegasus (ki firma 100 Airbus uçağı için 12 milyar dolarlık siparişin imzasını attı), 53 uçaklık filosuyla Sun Express de Sivil Havacılık Tarihimizin başarı sayfasında, global gururumuz olmaya devam ediyorlar.

Uçmak deyince sadece uçaklar gelmesin aklınıza. Yıllık 150 milyon yolcu kapasitesi ile, dünyanın en yüksek kapasiteli havalimanı olacak 3. Havalimanımız Recep Tayyip Erdoğan Havalimanı da bu başarıda büyük bir rol oynayacak.

Rahmetli Vehbi Koç, “Hayat Hikayem” adlı hatıratında, Ankara’dan İstanbul’a gitmek için, at sırtında (Ankara’ya en yakın liman olan) İnebolu’ya gittiklerini, oradan gemi ile İstanbul’a gittiklerini ve bu yolculuğun bazen 3 gün, bazen de 1 hafta sürdüğünü anlatır.

Ulaşım yoksa medeniyet de yoktur.

Ulaşım kolay, hızlı, ucuz ve yaygınsa, bir ülke şimdi uçuş zamanı diyerek havacılıkta büyük bir devrim gerçekleştirmişse, iletişim de hızlıdır. Gezip görmek, etkilemek, modellemek, başarmak. Diğer medeniyetlerle etkileşim içinde olmak ve yarışmak da o derecede hızlıdır. Yani uçuş zamanı aynı zamanda bir medeniyet zamanıdır.

Havacılıktaki gelişme, özellikle uzay uçuşlarındaki yarış, insanlık tarihindeki gelişimin en büyük kırılma noktalarından birididir. Bu yarış, ABD ve o zamanki S.S.C.B. (Rusya) arasındaki Soğuk Savaş’ın uzaya sıçraması ile, günümüze kadar yeri ve göğü kaplayan bir teknoloji devrimine dönüşmüştür. Ve bu yarış, Apollo 11 ile Ay’a gidip, Ay Örümceği ile Ay’a iniş yapan Astronot Neil Armstrong’un “Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım” demesinin üstünden geçen 45 yıl boyunca, akılalmaz bir değişim ve gelişim göstermiştir.

Uzay mekiği programları, gezegenler arası insansız hava taşımacılığı, Mars’a indirilen insansız 8 uzay aracı ve P67 Kuyrukyıldızına indirilen Philae Mekiği’ne varıncaya kadar, bunların hepsi, ortak insan aklının ve zekasının inanılmaz yansımaları olmuştur.

Gezegenler arası yolculuk planlarının yapıldığı ve Mars’ta kurulacak bir İnsan Klonisi için gönüllü deneklerin toplandığı günümüzde, uçmak hala insanlığın en önemli meselesidir. Ve şimdi insan, hava taşıtlarını uçurabilmenin keyfi ile, uçan scooter, tek kişilik uçan jet, uçan araba ve uçan tren peşinde, ulaşımı daha da hızlandırma ve geliştirme yarışındadır. Yakın bir gelecekte, kendi penceremize yanaşıp bizi alacak uzay taksilerini hep birlikte göreceğiz.

Bütün bu gelişmelerin ortasında, "Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; İnsan gibi yaşamayı” diyen Martin Luther King’e hak vermemek mümkün değil.

Büyük mütefekkir Mevlana; “Aşka uçmazsan kanat neye yarar?” diye sorarak, uçuşun bir gayesi olmasını, büyük gönül isanı Yunus ise, “Aşka varınca kanadı kim arar?” diye cevaplayarak uçuşun zirvesinde sevginin ve aşkın olması gerektiğini haykırır bize yüzyıllar öncesinden.

Ve şimdi biz, Uçuş Zamanı ekibi olarak, İnsanoğlunun mekansal uçuşlarını, bir medeniyet projesine dönüştürebilmesi amacıyla, yepyeni bir programla karşınızdayız.

TRT Haber’de haftalık olarak yayınlanacak Uçuş Zamanı Programımızla, uçuşa dair her ne varsa, onu işleyecek, uçuşla ilgili her ne gelişme varsa, onu paylaşacak ve uçuş keyfinizi maksimuma çıkartma yarışında olacağız.

Her hafta izleyenlerimiz arasından 1 kişiye sürpriz ödüllerimiz ve ilginç hediyelerimiz olacak. Lütfen ilk uçuş deneyiminiz, başınızdan geçen ilginç bir uçuş öykünüz, bir öneriniz... programda görmek istediğiniz kişi, kurum, ürün, teknoloji ve benzeri konularla ilgili bize yazınız.

Şimdi Uçuş Zamanı.

İyi uçuşlar.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Uçuş Zamanı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 465 55 58 | Faks : +90 212 465 55 58 | Haber Scripti: CM Bilişim