Boş koltukları dolduralım

Ahmet Hamdi Özsaraç

Türkiye'nin darbe dönemlerinde en fazla yara alan sektörlerinin başında havacılık sektörü gelmektedir. Ülkemizin atılım dönemlerine, gelişme ve konumlanma dönemlerine denk gelen darbelerin bizlere verdiği zararlar bugün konuşulmuyor. Konuşulacak da ne olacak sanki dememeli, bu zamanları hatırlamalı ve ders almalıyız.

Dünyamızın son 10 yılda kat ettiği yolu bunun öncesinde 1.000 yılda gerçekleştirebilirdik. Bundan daha yüz yıl önce bir bilim adamının keşfettiği buluş ancak öldükten sonra başkalarının sahip çıkması neticesinde genele yayılmaktaydı. Buna karşın günümüzde bir çalışmanın buluş niteliğinde olabilmesi için bir hayli iddialı olması gerekmektedir.

İşte bu dönemlerin tam da sonuna denk gelen zamanlarda yapılan darbeler yalnızca ülkeye değil aynı zamanda havacılık sektörümüzü de olumsuz etkilemiştir.

Bu hususa örnek teşkil edecek hadisenin başında bu yıl uluslararası bir sorun haline gelen Ukrayna'yı örnek verebiliriz.

Ülkenin başkenti Kiev'de kış aylarında hepimizin malumu olan bir direniş yapıldı. Bunun arkasından Devlet Başkanı ülkeyi terk ederek Rusya'ya sığınmış ve süreç başlamıştı. Putin ilk olarak Kırım'da yaşayan vatandaşlarının zor durumda olduğunu beyan etmişti. Arkasından da halk direnişi adı altında örgütlenen bir organizasyonla Rus vatandaşlarını üniformalı ama rütbesiz askerler korumaya başladı. İşte tam da bu sırada ne olduysa oldu. Ülke bölündü, Kırım'da referandum yapıldı ve Kırım Rusya'ya bağlandı. Her şey bir anda oldu ama hazırlıklar mükemmeldi, bunca zamandır kimsenin aklına halk direnişi adı altında komşu ülke topraklarına el koymak gelmemişti…

Gelelim konumuza...

Kırım'a artık Rusya harici hiçbir havayolu şirketi sefer düzenlememektedir. Kırım'a gitmek isterseniz adeta Rusya'nın bir süzgecinden geçer gibi önce Rusya'da bir alana uçuyorsunuz ardından da Simferopol'e.

Bir havaalanı şehri olan Simferopol artık (Rusya dışındaki ülkelerden) direkt uçuş yerine aktarmalı uçuşlarla ulaşılan bir şehir haline gelmiş durumdadır.

İhtilaller ülkemizde bir uçak siparişinin arkasından geldi. Sonra ne mi oldu? Tam 8 yıl sonra bu siparişler verilebildi.

Sonrasında yine ve yine...

Hadi bugün böyle bir şey olduğunu düşünelim. Hamdi Topçu'nun yerine muhtemelen Hava Kuvvetlerinden bir Pilot Kurmay Albay atanırdı. Temel Bey'in yerine de bir başka komutan atanırdı. Asker o dönemde öncelikli olarak kadro değişikliğine giderek stratejik alanları kontrol ederdi. Hatta işe ulvi bir ubudiyet katarak dışarıya tamamen kapanırdı. İşte o zaman da olan olur, turist sayısı bir anda dibe vururdu. Bu günlerde ayakta bile yer bulmanın zor olduğu dünyanın en iyi lounge’u olan Turkish Airlines CIP'de in cin bilardo oynardı.

Turkish Cargo'nun AHL'da yeni yapılan deposu hemen askeri mühimmat deposu haline gelir, hatta Turkish Technic sadece savaş uçaklarına hizmet veren bir yapıya kavuşurdu. Do&Co ise acil olarak kapatılır, fazlaca lüks bulunurdu.

Verilen uçak siparişleri ne oldu derken 2 yıl sonra ancak gündeme alınabilirdi. Bu liste uzar gider.

Yukarıda ana hatları ile değinmeye gayret ettiğim konular size çok ütopik gelebilir lakin böyle bir durum olsa emin olun akıl tutulması yaşarsınız.

Hiçbir topluluk ve devlette demokrasi dışı bu tip zorbalıkları görmek istemiyoruz. Özellikle milletin karar verdiği ve seçimle gelen hükümetlerin böylesine zor imtihanlardan geçmesini asla arzu etmiyoruz.

 

Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Uçuş Zamanı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 465 55 58 | Faks : +90 212 465 55 58 | Haber Scripti: CM Bilişim